Sağlık Bilimleri Üniversitesi Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi
Aile Hekimliği ve Palyatif Bakım Bölümü Öğretim Üyesi
Nitekim obezite olarak adlandırdığımız bu durum, şu anda dünyada pek çok toplumu ve tüm yaş gruplarını etkileyen bir pandemidir. Obezite sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikimi olarak tanımlanmakta ve kabaca vücut kitle indeksi (VKİ) üzerinden hesaplanmaktadır. Bir bireyin kg cinsinden ağırlığının, boyunun metre cinsinden karesine bölümüyle oluşan sayı VKİ değerini oluşturmakta olup, yetişkin bireyde sağlıklı bir VKİ değeri 20-25 iken 25-30 arası fazla kilolu olma, vücut kitle indeksinin 30 üzerinde olması ise obezite kriteridir. 35-40 arası VKİ ileri obez, 40 ve üzeri ise morbid obez olarak sınıflanmaktadır.
Sadece 1975’den beri dünyadaki obez sayısının 3 katı arttığını düşünürsek, obezitenin dünyadaki diğer kronik ve ölümcül hastalıklardan çok daha fazla sağlık riski oluşturduğu görülmektedir. 2016 yılında dünyada 18 yaş ve üzeri yetişkinlerin %39'unun aşırı kilolu ve %13'ünün obez, 5-19 yaş arası 340 milyondan fazla çocuk ve adölesanın aşırı kilolu veya obez olduğu görülmüştür. Ülkemizde durum dünya genelinden biraz daha kötümser görünmektedir. 2019 yılında ülkemizde obezite oranı %21,1 iken kadınların %24,8'inin obez ve %30,4'ünün fazla kilolu, erkeklerin ise %17,3'ünün obez ve %39,7'sinin fazla kilolu bulunmuştur.
Peki vücuttaki yağ oranının normalden fazla olması neden istenmeyen bir durum? “Bir gram et bin ayıp örter” atasözü fazla kilolu olmayı teşvik eden bir yaklaşım iken, son yüzyılda normal kiloda kalmayı önceleyen bir görüşe nasıl ulaşıldı? Burada tek kıstas ağırlık oranları ve mezuranın gösterdiği sayılar mı yoksa daha çok yaşam tarzımız mı? Yapılan çalışmalar bel kalça oranının veya vücut kitle indeksinin arttığı durumların zararlarını göstermekle beraber, bu sonuçlara ulaşmanın asıl sebebi düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarındaki olumsuzluklardır. Burada kast edilen, cm.lere veya kg.lara odaklanmaktan ziyade düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşam tarzının getireceği riskleri bilmek ve düzeltmektir. Her nedenle olursa olsun obezite zararlıdır ve obezitenin neden olabileceği sağlık sorunları ana başlıklarıyla şunlardır:
Obeziteye neden olan faktörler ise çok çeşitlidir. Genetik bozukluklar, doğumsal hastalıklar, endokrin sistem hastalıkları, kullanılan bazı ilaçlar, sağlıksız yaşam tarzı ve sağlıksız beslenme obeziteye neden olmaktadır.
Obeziteye neden olan genetik bozukluk, doğumsal hastalık veya hormonal bozukluklar mümkünse tedavi edilmelidir. Obeziteye yol açan ilaçlar ise eğer mümkünse değiştirilmeli veya kesilmelidir. Genetik yatkınlık ise bireyin değiştirebileceği bir etken olmamakla birlikte, “su içsem yarıyor” mazeretine sığınmak yerine yaşam tarzındaki değiştirilebilecek tüm yanlışlıkların yerine doğrusu hedeflenmelidir.
Yaşam ve beslenme tarzı için gerekli sağlık profesyonellerinden destek alınmalı ve bir program çizilmelidir. Ancak burada hedef kısa vadeli programlar yerine zor olsa da en etkili yöntem olan alışkanlıklarda kalıcı değişikliklerdir. Bu hedef gerçekleştirilmediğinde verilen kiloların geri alındığı bilinmektedir.
O zaman yaşam tarzında düzenlemeler yaparak obeziteden korunmak veya normal/sağlıklı kiloya gelme nasıl mümkün olabilir?
Sonuç olarak dengeli hızda çalışan bir metabolizmaya ulaşmak ve yediğimizi yakmak için aldığımız gıdaların hem kalitesi, hem nicelikleri önemlidir. Sağlıklı ve temiz gıdalarla uygun miktarda beslenmek ve alınan enerjiyi sağlıklı biçimde tüketmek, istenen sağlıklı kiloda kalmayı kolaylaştıran faktörlerdendir.