Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Biyokimya AD Öğretim Üyesi
D vitamini sentezi için cilt altında kolesterol türevi bir maddenin güneş ışığı ile bazı kimyasal tepkimeler sonucunda kolekalsiferol adlı bileşiğe dönüşmesi gerekir. Ancak aktif ve fonksiyonel bir D vitamini sentezi için bu kolekalsiferol adlı bileşik, böbreklerimizde ve karaciğerimizde bazı işlemlerden geçmelidir. Dolayısıyla vücudumuzda D vitamini sentezinin düzgün ve yeterli olabilmesi için böbrek ve karaciğerimizin de düzgün çalışıyor olması gereklidir.
Bir kişide D vitamini eksikliği varsa ya bağırsaktan emiliminde bozukluk vardır, ya böbrek ve karaciğerdeki aktifleşme süreçleri yetersizdir veya güneş ışığı ve ultraviyole ışıkla teması yetersiz demektir.
D vitamini esas olarak kemik yapımı ve organizasyonunda görevlidir; ancak D vitamini vücutta bağışıklık sistemi hücrelerinden olan bakteri ve kanser hücreleriyle savaşan doğal öldürücülerin aktivitesini artırır. Makrofaj adını verdiğimiz vücudumuzdaki zararlı molekülleri ve mikropları fagosite eden (içine alıp parçalayan) savunma hücrelerinin yeteneğini artırır, virüslerin neden olduğu hastalıklara karşı korur.

D vitamini aynı zamanda kalınbağırsak, meme ve yumurtalık kanseri gibi pek çok kanser türüne karşı koruyucu olup yakalanma riskini düşürür. Kalp damar hastalıklarına karşı koruyucudur.
D vitamini kaynakları nelerdir diye bakacak olursak; güneş banyosu, bazı balık türleri( somon, ton balığı, uskumru) balık yağı, morina balığı yağı, yumurta, sakatat ve mantar olarak sıralanabilir.
Özellikle geçtiğimiz son 2 yılda yaşanan pandemide yapılan çalışmalarda D vitamini düzeyi düşük olan bireylerin Covid-19 nedenli yoğun bakıma yatış oranlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kanda yapılan D vitamini ölçümlerinde 20 ng/ml’nin altındaki değerler D vitamini eksikliği anlamına gelir. 20-30 arası yetersizlik durumundan bahsedilir. Sağlıklı bireyler için D vitamini düzeylerinin 40 ng/ml hatta %50 ng/ml nin üzerinde olması istenir.
Eğer kişide kanser tedavisi ya da otoimmun bir hastalığı varsa D vitamini düzeylerinin daha yüksek tutulması hastanın bağışıklık ve genel vücut direncini artırması açısından önemlidir.