Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Göz Hastalıkları AD Öğretim Üyesi
Glokom için önemli risk faktörlerinden biri yaştır. Yaşın artmasıyla beraber görülme olasılığı artmaktadır. Kırklı yaşlarda göz tansiyonu ölçümü için muayene olmak gerekir, normal ise 2-3 yılda bir, 60’lı yaşlardan sonra normal bile olsa her yıl göz tansiyon kontrolü yapılmalıdır. Diğer risk faktörleri ailede glokom öyküsü, miyopi, hipermetropi, travma, kortizon kullanımı, göz içi ameliyatlar, göze ait bazı yapısal özelliklerdir.
Hastaların çoğunda son evreye kadar herhangi bir şikayet, bulgu yoktur. Genellikle başka bir nedenle göz muayenesine gidildiğinde tanı konur. Açı kapanması dediğimiz küçük bir grupta göz, baş ağrısı, bulanık görme ve bunlara eşlik eden bulantı-kusma olabilir. İleri olgularda yaşam kalitesi etkilenir; sık düşme, hareketlerde kısıtlanma, araba kullanmada zorluk, okuma problemleri ortaya çıkar.
Glokom kronik bir hastalıktır ve tedavisi ömür boyu sürer. Günümüzde glokomun tedavisi için kabul edilmiş bilinen tek yol göz içi basıncını düşürmektir. Hastanın yaşına ve glokomun türüne göre değişmekle beraber, genellikle tedaviye ilk olarak göz içi basıncını düşüren damlalarla başlıyoruz. Amaç tanı anından itibaren mevcut rezervi koruyabilmektir, kaybı geri getirmek mümkün değildir. Damla ile tansiyon düşmez ise lazer tedavisi yapılabilir, Bazı olgularda ilk tedavi olarak laser uygulanabilir. Bu yöntemlerle tansiyon düşmez ise, hastanın yaşına, hasta için hedeflenen göz içi basıncına, gözün durumu, glokomun türüne göre tercih edilen farklı cerrahi seçenekler vardır. Cerrahi tedavi çocuklarda ilk seçenektir. Ancak hasta cerrahi geçirse bile hastalık hayat boyudur. Hastanın göz tansiyonu zamanla tekrar yükselebilir, damla vermek gerekebilir, tekrarlayan cerrahiler gerekebilir. Sinir hücrelerinin kaybını önleyen ya da sinir hücrelerini tedavi eden yöntemlerle ilgili çalışmalar devam etmektedir. Hastalığın ortaya çıkmasını engelleyemiyoruz. Burada anahtar cümle erken tanı olup, toplum farkındalığını arttırmak önemlidir.