Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tıbbi Onkoloji AD Öğretim Üyesi
Kemoterapinin yan etkilerinden genelde korkulmaktadır. Aslında, hastanın yaşına, boyuna, kilosuna, diğer hastalıklarına uygun olacak ve en az yan etkiyi oluşturacak şekilde kanser ilaçları tercih edilmekte ve uygulanmaktadır. Hızlı çoğalan kanser türlerinde kemoterapi daha etkili olmaktadır ama bu kanser türlerinde tekrarlama olasılığı daha fazla görülmektedir. Yavaş çoğalan kanser türlerinde daha az kemoterapi kullanılmaktadır.
Kanser tedavilerine yönelik son 40-50 yıldır kemoterapi dışında bir ilaç geliştirilememiştir. Aşı ve gen tedavileri gibi yenilikçi tedaviler 2000 yılından sonra çıkmaya başlamıştır. Ama bu tedavilerde de tatmin edici sonuçlar elde edilememiştir. Ardından ise akıllı ilaç diye mucize yaratan bir ilaçlar geliştirilmiştir.
Kemik iliği nakli olan hastalara bu ilaçlar şeker hastalarının insülin kullanımı gibi verilmesi suretiyle yapılan tedavilerle bu hastaların yıllarca yaşadığı görülmüştür. Akıllı ilaçlarla uygulanan tedavi yöntemi kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi gibi yöntemlere göre hastalar için daha az zararlıdır. Ancak her ilaçta olabileceği gibi bu ilaçlarda da bazı yan etkiler gözlenebilmektedir. Sonuç olarak kanserde akıllı ilaç kullanılıp kullanılamayacağı; kanser türüne, kanser hücrelerinde bulunan mutasyona, hastanın genel sağlık durumuna göre değişebilmektedir. Akıllı ilaç tedavisi hakkında daha detaylı ve kişiye özel değerlendirme için donanımlı bir onkoloji birimi olan sağlık kuruluşlarına başvurmak faydalı olacaktır. Hedefe yönelik terapinin en önemli araçlarından olan akıllı ilaç, kanser hücrelerinin kazandığı kontrolsüz çoğalma ve yayılma özelliğini engellemeyi amaçlamaktadır. Kanser hücrelerindeki mutasyonlarla kazanılan bu özellikleri durdurmaya çalışan molekülleri içeren akıllı ilaç kullanımı, kanser tedavisinde giderek önemini artıran bir yöntemdir.
Bu tedavi yönteminde monoklonal antikorlar kullanılır. Buradaki durum çok farklıdır. İmmunoterapi ilacı doğrudan gidip tümöre bir şey yapmamaktadır. Damarlarda dolaşan kanımızda bulunan lenfosit adı verdiğimiz hücreleri uyarmaktadır, onları kanser hücreleri konusunda duyarlı hale getirmektedir ve bu lenfositlerde tümör hücrelerine saldırmaktadır. Lenfositlerin 5 çeşidi vardır. Nötrofiller (erler), Lenfositler (subaylar), Monositler (polisler), diğerleri de (sahil güvenlik) olarak sınıflandırılabilirler. Burada önemli olan lenfositlerdir. Patologlar tümör dokusunda lenfositin saldıracağı tümör hücrelerinin üzerinde PDL1 geninin var olup olmadığına bakmaktadırlar. Lenfositler üzerinde PDL1 geni varsa bu tedavilerden çok iyi sonuçlar alınabilmektedir. Akciğer, mesane (idrar torbası), kolon, mide kanseri gibi kanserlerde immunoterapi uygulanmaktadır. Dünyada ve Türkiye’de immunoterapi tedavisindeki ilaçlara henüz ruhsat alınmadığı halde etik kuruldan izin alındığı için kullanılabilmektedir.