Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Göğüs Cerrahisi AD Öğretim Üyesi
Bu uyku apne hastalıklarının çoğu tıkayıcı apne hastalığı ya da apne sendromu olarak söylenebilir. Erkeklerde kadınlara göre 2-3 misli daha fazla görülmektedir. 90’lı yıllarda yetişkin nüfusta görülme sıklığı erkeklerde %4, kadınlarda ise %2 iken, bu oranlar son yıllarda erkeklerde %15, kadınlarda %5 gibi bir oranlara ulaşmıştır.
Uyku apne sendromunda en önemli risk faktörü fazla kilolardır. Tıkayıcı apne hastalığında hastaların %70‘i fazla kiloludur. Boyun çevresi erkekte 43 cm, kadında da 40 cm in üzerindeyse bu apne hastalığı lehine tipik bir belirtidir. Hastalar genellikle horlama, nefes durması, gündüz aşırı uyku hali, boğulma hissi, sıçrayarak uyanma, gece baş terlemesi, sık idrara çıkma, reflü gibi şikayetlerle hekimlere baş vurmaktadırlar. Bu yakınmalarla gelen hastalar bir gece uyku laboratuvarında yatırılarak uyku testine tabii tutulmaktadırlar. Uyku laboratuvarında hastalara bazı elektrotlar ve sensörler bağlanarak uyku sırasında uykunun yapısı hakkında bilgiler toplanmaktadır. Uyku da apne değerlendirmesi ve nefes durmasının var olup olmadığı uyku testinde görülmektedir ve bu bilgiler ışığında hastaya uyku bozukluğu ile ilgili tanı koyulmaktadır.
Uyku apnesi çok önemli bir hastalıktır. Bu hastalık sırasında gece nefes durmaları ve azalmaları akciğerlere alınan oksijende azalmalara sebep olmaktadır. Herkesin vücudunda parasempatik ve sempatik sistemden oluşan, kendi kendine çalışmasını organize eden bir sinir sistemi yapısı vardır. Vücudumuzda gündüz sempatik sinir sistemi, gece ise parasempatik sinir sistemi hakimdir. Apne problemi olan hastalarda ise geceleri sempatik sinir sistemi hakimiyeti artmaktadır ve bu durumda kalp damar sistemi üzerinde olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Aynı zamanda bu hastalarda bölünmüş uyku durumu meydana geldiğinden hastaların gece uyku kaliteleri bozulmaktadır ve insanlar kendilerini dinlendiren uykuyu uyuyamamaktadırlar. Gece yaşanan bu uyku bölünmeleri nedeniyle hastalarda gündüzleri uyku ihtiyacı yaşanmasına neden olmakta ve hastanın sık sık uykulu hali veya uyku uyuma isteği oluşabilmektedir.
Apne problemi olan hastaların trafik kazası yapma olasılıklarının 2,5 kat fazla olduğu bilinmektedir. Ayrıca apne problemi olan kişileri iş kazalarına yol açma olasılıkları da oldukça yüksektir. Apne problemli kişilerin tansiyonlarında geceleri %10 civarında bir azalma görülebilmektedir. Normalde insanlarda geceleri tansiyonda %10‘luk bir azalma olur. Ama apne hastalarında bu olmaz, aksine tansiyonlarda yükselme görülür. Yaşanan bu tansiyon problemleri ise daha sonra kalıcı hale gelebilmektedir ve apne problemine tedavilere dirençli hipertansiyonda ilave olmaktadır. Dolayısıyla dirençli hipertansiyon oluşmasının %90 en önemli sebebi tıkayıcı apne hastalığıdır. Apne problemleri aritmiye de sebep olabilir ve aritmi rahatsızlıkları bazen ölümle sonuçlanabilir. Koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, inatçı aritmiler gibi kalp hastalıkları grupları da apne problemli hastaların yarısından fazlasında mevcuttur. Apne hastalığının inme olaylarına da sebep olabildiği görülmüştür. Ayrıca apne hastalığı, şişmanlığa, insülin direncine, tip II diyabete, psikiyatrik hastalıklar ve Aizheimer ile çeşitli organ ve dokularda birçok istemeyen yan etkilere yol açabilmektedir.
Tedavide genel önlemler, altın standart denilen CPAP tedavisi, kulak burun boğaz klinisyenlerinin yapacağı cerrahi tedavi, diş hekimliğinin uygulayacağı ağız içi araçlar, bunların kombinasyonları ve hastaya özelleştirilmiş yöntemler kullanılmaktadır. Genel önlemler ise kilo verme, yan yatma, biraz başı yüksek tutma, aktif yaşamı artırma, yatmadan iki saat önce alkol tüketimini kesmek gibi durumları kontrol ederek bireysel yapılacaklar söz konusudur.
Altın standart tedavisinde, ilk gece uyku laboratuvarlarımızda polisolunum testi gerçekleştirilmektedir. Daha sonra tanı koyulan hastalarda 2.gece titrasyon değerlendirmesi yapılmaktadır. Kulak burun boğaz doktorlarımızdan durum değerlendirmesi alınıp sonrasında CPAP uygulaması yapılmaktadır. CPAP denilen cihaz maske ve hortum aracılığı ile pozitif basınçlı havayı hastaya veren cihazdır. Bu şekilde üst solunum yolundaki tıkanıklığı açılmaktadır. Titrasyon işlemi en uygun basıncı solunum basıncını bulmak için yapılmaktadır. Çünkü kişiye yeterli gelecek en düşük basıncı bulmak gerekmektedir. CPAP tedavisine, hasta uyumu çok önemlidir, apneye bağlı yan etkileri iyi oranda azaltan bir tedavidir. Hastalar uyum için çaba sarf etmeli ve kullanmalıdırlar.