Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi AD Öğretim Üyesi
Meme kanserinin bugün birincil tedavisi, cerrahi işlemdir. Meme kanserinde cerrahi bir kısmının veya tamamının alınmasıdır. Bu durumda memede yokluk ortaya çıktığı zaman hastanın kendi dokularını kullanarak (plastik cerrahide buna “flep” yöntemi denilmektedir) hastaya yeniden bir meme oluşturulup, meme onarımı yapılabilmektedir. Genellikle de hastanın karın bölgesi en sık kullandığımız yerler arasındadır, bunun dışında hastanın üst bacak kısmının iç yüzü, sırt dokusu veya kalça bölgesinden kendi dokularından flep denilen dokular hazırlanarak meme onarımını günümüzde başarılı bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Estetik cerrahlar için eğer hasta uygunsa, birçok yerinden kendi dokusu ile meme yapma şansı söz konusudur.
Meme onarımı yaparken kullanılan 2 ayrı farklı yöntem söz konusudur. Bir tanesi hastanın kendi dokularının, diğeri ise uygun hastalarda silikon protezlerin kullanılmasıdır. Bu silikon protezler evimizde kullandığımız buzdolapları, çamaşır makineleri gibi fabrika üretimidir. Dolayısıyla da bunların bir kullanım ömrü vardır. Genel olarak 7-10 senede bir değiştirilmeleri gerekmektedir. Bu birinci noktadır. İkinci nokta ise, bu silikon protezlerin şekil olarak ve yapısal olarak çeşitli özellikleri vardır. Şekil olarak yuvarlak olanlar veya anatomik yani memeye benzeyen şekilleri vardır. Aslında bu modellerin birbirinden üstünlükleri yoktur. Bu modeller sadece hastaya göre seçilmelidirler. Her hastaya nasıl aynı elbise yakışmayacaksa, her hastaya da standart protez meme yapma şansı bulunmamaktadır. Burada seçilecek protezi modelini belirleyecek şeylerden bir tanesi hastanın vücut yapısı, ikincisi ise cerrahın tecrübesidir. Bu silikon protezler, dış yüzeyinin pürtüklü ya da düz olmasına göre de ikiye ayrılmaktadırlar. Yine bunun hangisinin seçileceğini de cerrahın ve hastanın kararı ile belirlenmektedir.
Diğer önemli konu ise, silikon protezlerin meme kanserine sebep olması gibi bir etkisi yoktur. Çünkü bugün silikon tıpta sadece meme protezlerinde değil; kalp kapakçıklarında, eklem protezleri gibi çeşitli yerlerde de kullanılmaktadır. Ancak silikon protez kullanılarak meme onarımı yapılmış hastaların bilmesi gereken şudur. Bu ameliyattan 2 yıl geçtikten sonra silikon protezlerin MR ile takip edilmesi gerekmektedir. Onun için de silikon protez yerleştirilmiş hastaların bu konuda deneyimli bir ekip tarafından takip edilmesi önerilmektedir.
Meme ameliyatı sonrası lenf bezleri ve bezeler alınınca kollarda şişme oluşabilmektedir. Meme kanseri kadar önemli bir nokta çünkü meme kanseri günümüzde erken tanı yöntemleri ve başarılı tedavi seçenekleri ile hastanın iyi bir şekilde tedavi edilebildiği kanserlerden biri ancak hastalar meme kanserinden kurtulduktan sonra eğer hastalarda lenf ödem gelişirse (halk arasında fil hastalığı) bu çok ciddi bir sağlık problemine dönüşebilmektedir. Meme kanserinin başlıca yayılma yollarından biri, bölgesel lenf bezleridir. Bölgesel lenf bezlerine yayıldığı zaman da bunların cerrahi olarak çıkarılması gerekebilmektedir. Eğer bu lenf bezleri cerrahi olarak çıkarılırlarsa, hasta ışın tedavisi alırsa ve hasta obez ise, bu hastalarda lenf ödem riski (Kolda şişme) gelişmesi çok büyük olasılıkla görülebilmektedir.
Basitçe açıklamak gerekirse, vücudumuzda atardamar sistemi, toplardamar sistemi ve lenf kanalı sistemi olmak üzere bizim 3 ayrı damar sistemimiz vardır. Atardamar ile kalpten dokulara gönderilen kan, toplardamar sistemi ile kalbe geri dönmektedir. Ancak dokular arasındaki bazı sıvılar, atıklar ve büyük maddeler lenf kanalları ile toplanmakta ve geri dönmektedir. Meme kanserinde koltuk altı lenf bezleri gerçekleştirilen cerrahi tedavinin bir parçası olarak alındığı zaman bu hastalar hayat boyu ciddi anlamda lenf ödem riskine maruz kalmaktadırlar. Lenf ödem geliştikten sonra hastaların lenf ödemin kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunu bilmeleri gerekmektedir.
Lenf ödemi ortadan kaldırmak için 2 temel grup ameliyat vardır. Bir tanesi hacim azaltıcı ameliyatlardır. Hacim azaltıcı ameliyatlarda hastanın bu lenf ödemi oluşturan sıvısının ortamdan uzaklaştırılmasına çalışılarak koldaki artmış hacim kontrol altına alınmakta, hastanın kolunu kullanabilmesi sağlanabilmektedir. Ancak bunlar sorunu kökten çözen ameliyatlar değildir. Hastanın hayat boyu lenf ödem çorabı giymesi gerekebilmektedir.
Bir de işlevsel ameliyat dediğimiz 2 tane temel ameliyat daha vardır. Bir tanesi koldaki çalışan lenf kanallarını bulup, yanlardaki toplardamarlara ağızlaştırma işlemi yapılmaktadır. Diğer bir nadir ameliyat olarak ise tıbbi ismi lenfatik bypass operasyonu gerçekleştirilmektedir. Bu operasyonda hastanın başka yerinden sorun yaratmayacak yerlerdeki lenf bezlerini alıp; lenf ödemli bölgedeki kendi atardamar, toplardamarlarıyla ağızlaştırma yapılarak bölgedeki biriken lenf sıvısının akışına imkân sağlanmaktadır.
Böylece aktarılan bu lenf bezleri emme-basma tulumba gibi lenf sıvısını emerek lenf damarını toplardamarıyla ilişkilendirip, lenf ödem sorununu kökten çözebilmektedirler. Oldukça meşakkatli bu operasyonların hepsinin hastanın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü her hastaya uygun tek bir tedavi yöntemi yoktur. Diğer önemli bir husus olarak lenf ödem geliştikten sonra bu sorunun fizik tedavisi ile cerrahi tedavisi plastik cerrahi açısından uzun soluklu bir planlamadır. Bu süreçler hastalara iyi anlatılmalıdır ve hastalarında bu süreçlere uyum konularında sabırlı olmaları gerekmektedir.
Lenf Ödemde Ameliyat Şansı Yoksa Öneriler
Koldaki lenf ödem şişliğine bağlı ameliyat şansı olmayan kadınlara önerilebilecek bazı hususlar söz konusudur. Lenf ödem geliştikten sonra bunun birincil tedavisi, lenf ödem fizyoterapisidir ve lenf ödem fizyoterapisi uzmanlık gerektiren bir alandır. Onun için bu konuda deneyimli bir ekip tarafından hastanın tedavisinin verilmesi gerekmektedir.
Hastalar sigara kullanmamalıdır ve kilo almaktan kaçınmaları gerekmektedir. Hastalar şunu bilmelidirler ki, bugün lenf ödemi tamamen tedavi edemesek bile günlük yaşantılarını devam ettirebilecek kadar onlara çözüm sağlayacak yöntemler vardır. Aslında bu sorunun temel yanıtı lenf ödem gelişen bu hastalara olabilecek yardımlar gerek lenf ödem fizyoterapisti ile gerekse cerrahi olarak sağlanabilmektedir.
Lenf nodu örneklemesinin ve lenf nodlarının temizlenmesinin (yani aksiler diseksiyonun) doğru hastada yapılması gerekmektedir. Meme kanseri nedeniyle tedavi yapılmış olsa bile, gereksiz yapılacak her işlem hayat boyu yaşanabilecek çok ciddi bir lenf ödem riskine, yani sağlık sorununa hastayı maruz bırakacaktır. Erken önlem ve doğru tedavi bu konunun en basit çözümüdür.