Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Genel Cerrahi AD Öğretim Üyesi
2020 yılı verilerine göre meme kanseri dünyada en riskli kanserdir ve meme kanseri sıklığı akciğer kanserini bile geçmiş durumdadır. Ülkemizde geçen yılın verilerine göre meme kanseri bütün kanserler arasında ikinci sırada yer almıştır. Özetle meme kanseri bütün kadınlarımız için en önemli sağlık sorunudur ve en sık görülen kanser tipidir.
Meme kanserinin bir takım klinik bulguları var, fakat bu klinik bulgular oluştuğu zaman bazen tedavi için geç kalınabilmektedir. En önemli bulgu memede ağrısız, sert bir kitle hissedilmesidir. Meme derisinde ve meme başında olan değişiklikler, çökmeler meme kanserinin ilk bulguları olabilir. Tabii ki klinisyenler erken tedavi şansını kaçırmamak için klinik bulgular oluşmadan önce meme kanserini tarama programları ile yakalamaya çalışmaktadır.

Meme kanseri özellikle son 20 yıl içerisinde gerek ülkemizde, gerekse dünyada çok hızlı artışa geçmiş durumdadır. Geçen senenin verilerine göre ülkemizde 24 bine yakın yeni meme kanseri vakası tespit edilmiştir. Bundan 20 sene önce bu sayılar 11 bin civarında görülmüştür. Yine geçen sene bütün dünyada 2 milyonun üstünde yeni meme kanseri vakası tespit edilmiştir. Özellikle Asya’da ve Afrika’da bu hastalık daha az görülmektedir. Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da ise biraz daha fazla görülmektedir. Özellikle Japonya’da yaşayan bireylerde meme kanseri oldukça az izlenmektedir. Japonya’dan Amerika’ya göç edenlerde ise giderek daha sık izlenmektedir.
Obez bireylerde meme kanseri daha sık izlenmeye başlanmıştır. Erken adet görmek, geç menopoza girmek meme kanseri riskini artıran faktörlerdir. 30 yaşın ilerisinde doğum yapma, çocukları emzirmeme meme kanseri risklerini de çok belirgin olarak artırmaktadır. Doğum kontrol hapları ve menopoz sonrasında kullanılan tedavilerin uygunsuz kullanımı meme kanseri riskini belirgin olarak artırmaktadır. Özellikle fizik egzersizinin meme kanserine karşı koruyucu olduğu bilinmektedir. Meme kanseri bilinçli hareket edersek oldukça fazla önlenebilir bir kanser türüdür.

Meme kanserinin cerrahi tedavisinde en önemli başarı erken tanı ile koyulabilmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 40 yaşından sonra mamografik tarama gerçekleştirilmektedir. Bazı batı ülkelerinde ise bu taramalar 50 yaşın üstünde gerçekleştirilmektedir. Meme kanseri erken evrede yakalanabilirse, özellikle bu memenin tek bölgesinde izlenen bir kanserse, öncelikle meme korumaya çalışılmakta ve meme koruyucu cerrahi operasyon yapılmaktadır. Eğer kanser memenin birden fazla bölgesine yerleştiyse, o zaman memeyi korumak çok mümkün olamamakta ve memenin tamamının çıkarılması söz konusu olmaktadır. Bazen de memedeki kitle büyük olduğu zaman kitle kemoterapi ile küçültülüp cerrahiye uygun hale getirilmek suretiyle bir cerrahi operasyon planlaması yapılmaktadır. Meme kanseri cerrahisinde mümkün olduğu kadar meme koruyucu ameliyatlar tercih edilmektedir. Yani memedeki problemli kısım kanserden ayıklandıktan sonra memenin estetik olarak yeniden onarımı yapılabilmektedir.
Meme kanseri erken evrede yakalandığı zaman, koltuk altında kanserden etkilenmiş şüpheli lenf bezinin var olup olmadığı da çok önem arz etmektedir. Koltuk altında lenf bezlerinin ele gelmesi çok önemlidir ve bu hekim tarafından fizik muayenede saptanabilmektedir. Ayrıca ultrason ile yapılan radyolojik değerlendirmede bu lenf bezlerinin etkilenip etkilenmediğini hekimlere %85 oranında söylemektedir.
Memede çok odaklı kitle olabilir, hatta memeden bu kitleler genişlemeye bağlı olarak özellikle göğsün üst kısmına, koltuk altındaki lenf bezlerine doğru bir yayılma gösterebilir. Mutlaka her kadının memelerini nasıl kontrol edeceği, meme dışındaki hangi alanları nasıl kontrol edeceğini öğrenmesi gerekmektedir. Meme kanserinden korunmada en önemli şey, erken teşhistir. Kadınların meme kontrollerini nasıl yapacaklarını hekimlerinden öğrenmesi gerekmektedir.