İşte bu durumlardan kendimizi kurtarabilmek için aklımızı ve zekamızı kullanarak hep bir çıkış yolu ararız. İnsanoğlunun bulduğu en güzel çıkış yoludur sanat. Bu sayede, gerçek dünyanın kapısından çıkar, sanat dünyasının kapısını açar, ütopik bir hayal dünyasına dalarız. Sanat evreni bizi şiirsel tınısıyla, renkleriyle, büyülü sözcükleri ve manzarasıyla karşılar. Burası yaşamı güzelleştiren, mutlu eden bir yerdir.
Bir müzenin, sergi ya da konser salonunun, tiyatro binasının içi; sanatçının hayallerini gerçekleştirdiği, sanatını bizimle buluşturduğu düşsel mekanlardır. Bu mekanlarda gördüklerimiz, duyduklarımız, hissettiklerimiz bizi yeniler, onarır, mutluluğun kollarıyla kucaklar.
Sanata sarılarak, umutlarımızı yeşertir, dünyayı gökkuşağı renkleriyle boyamayı hayal ederiz. Sanat bizim gündüz rüyalarımızdır ve "Sanatın mutlulukla bir ilgisi vardır."
Özellikle doktorluk gibi hayati önem taşıyan, ölümle yaşamın iç içe olduğu bazı meslek gruplarındaki insanlar, yaşadıklarına katlanabilmek, ruhlarındaki yaraları onarmak için daha fazla sanata sarılırlar. O yüzden doktorlar arasında çok başarılı besteci, ressam ve edebiyatçılara sıkça rastlarız. Fırtınalardan sonra sığınılan bir liman gibidir sanat; iyileştirir, rahatlatır, huzur verir, motive eder, "Sanatın mutlulukla bir ilgisi vardır."
İnsanın en yaratıcı buluşudur sanat. İçimizdeki cevherin farklı enstrüman ve materyallerle değişik şekillerde dışa vurumudur. Sanat, nesilden nesile aktarılan en zengin mirastır. Sanata ve sanatçısına değer veren ülkeler ve toplumlar her zaman çağının ilerisinde ve mutluluğa daha yakındırlar. Sanat özgürlüğün kanatlarıdır.