İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı
Diyabete bağlı yemek borusu hareketleri ve yemek borusu çıkışı kasılmasında azalma olabilir. Bu da mide içeriğinin yemek borusuna geri gelmesine (reflüye) neden olabilir. Tedavide diyabet etkin tedavisi yanı sıra toplumda mide koruyucu diye adlandırılan proton pompa inhibitörleri ve anti-asid ilaçlar kullanılmaktadır. Reflüyü önlemede gün içi az az sık sık yemek önerilmekte, yatmaya yakın gıda ve atıştırmalardan kaçınılmalıdır. Gece yatarken başımızın altına birden çok yastık koymak suretiyle mideden yemek borusuna geri geliş önlenebilir.
Diyabetin en yaygın sindirim sorunlarından birisi mide hareketlerinin yavaşlamasıdır. Fiziksel bir darlık, tıkanıklık olmadan geçişin yavaşlaması ile erken doyma ve şişkinlik ortaya çıkmaktadır. Diyabetin yaptığı sinir hasarı ile oluşmaktadır. Karın ağrısı da şikayetler arasında olabilir. Bu durum, ilaçların mide geçişlerinin uzamasına sebep olabilir ve kan şekeri dengesizlikleri de yapabilir. Bu tip hastalarda şeker ilaçlarının yemek öncesi değil, yemek ortasında verilmesi faydalı olabilir. Tedavide mide geçiş hızını arttıran ilaçlar tercih edilmektedir (domperidon ve metoklopramid gibi). İlaçlara dirençli durumlarda mide çıkışına botulinum toksini veya cerrahi tedavi uygulanabilmektedir.
Diyabette bağırsak sorunları, midede olduğu gibi sinir hasarı sonucu ortaya çıkmaktadır. Bağırsak hareketlerindeki yavaşlamaya bağlı kabızlık en önde gelen problemdir. Bazen kabızlık sonrası ishal atakları ve dışkı kaçırma gelişebilir. İshal, kabızlık sonrası ataklarla olabileceği gibi bazen de pankreas yetersizliği, ilaçlar, safra yolu hastalıkları, bağırsak içindeki bakteri topluluklarının bozulması ve irritabl bağırsak hastalığına bağlı ortaya çıkabilir. Uzun süredir devam eden bağırsak şikayetleri çoğunlukla diyabete bağlı iken aniden ortaya çıkan ve 3-4 haftadan fazla süren bağırsak sorunları varlığında kanser ve iltihabi bağırsak hastalıklarının araştırılması önemlidir.
Kabızlık tedavisinde etkin kan şekeri kontrolü yanı sıra kilolu hastalarda diyet ile kontrollü kilo verme, kabızlık yapan ilaçlardan ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınma, lifli beslenme ve bağırsak hareketlerini arttıran ilaçlar kullanma sayılabilir. Kabızlık ciddi olduğunda ve 72 saat ve üzeri dışkılama olmadığında lavman ile araya girilebilir. Akut ishal ataklarında dışkı incelemesi ile olası enfeksiyon aranmalı ve varsa tedavi edilmelidir. Antibiyotik kullanımı sonrasında gelişmişse ve dışkı analizi temiz ise probiyotik kullanılabilir. Uzamış ishal varlığında ilaçların yan etkileri gözden geçirilmeli ve şüphelenildiğinde ileri inceleme yapılmalıdır.
Pankreastan salınan birtakım enzimler bağırsakta sindirim için çok önemlidir. Diyabet seyrinde pankreas sindirim salgılarında bozulma olabilmektedir. Bu hastalarda hazımsızlık, ishal, şişkinlik ve karın ağrısı olabilmektedir. Başta yağlar olmak üzere gıdaların bağırsakta sindirim ve emilimi azalır. Diyabetik hastalarda görülme sıklığı %15-25’tir. Dışkıda elastaz enzim düzeyinin azalması, tanı ile konulur. Tedavide pankreatik lipaz içeren ilaçlar kullanılmaktadır.
Metformin, tip 2 diyabette en sık kullanılan ilaçtır ve yan etkileri arasında şişkinlik, sindirim sorunları ve ishal yer alır. Bu tip durumlarda yemek arasında veya sonrasında alınması ya da doz azaltılması gerekebilir. Diğer bir diyabet ilacı Akarboz, şişkinlik, gaz, kramp ve ishale neden olabilir. Ağızdan alınan yeni kuşak diyabet ilaçları da mide geçişini yavaşlatma etkileri ile bulantı, kusma ve ishale neden olabilir. Diyabete bağlı ciddi mide bağırsak şikayetleri varsa kullanımları önerilmez. Bu sebeple bağırsak şikayetleri olan diyabetik hastalar, hem tedavi olmak ve hem de ilacın yan etkilerinden korunabilmek için mevcut durumlarını hekimleri ile detaylı paylaşmalıdır.