Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Göğüs Hastalıkları AD Öğretim Üyesi
Solunum yolu ile alınan birçok alerjen vardır. Bunlar kapalı ortam alerjenleri gibi her an, her yerde olabilen bu alerjenlerdir. Bu konu hem erişkinleri hem de çocukları yakından ilgilendiren bir durumdur, çünkü alerjenler yaşam kalitesini çok bozmaktadırlar.
Solunumsal alerjenler dediğimiz zaman hem mevsimsel özellik taşıyan hem de taşımayan alerjenler söz konusudur. En çok karşılaşılan bitkilere bağlı, özellikle mayıs ve temmuz aylarında çayır polenleri ile daha çok ağaç polenlerini görmekteyiz. En çok bilinenleri ise akçaağaç, zeytin ağacı gibi özellikle Ege Bölgesi’nde birçok ağaç polenlerine hasta kişiler maruz kalabilir.
Yabani otlar, özellikle ağustos-ekim aylarında daha çok karşılaştığımız solunumsal alerjenlerdir. Bunlar daha çok çevresel alerjenlerdir ama tabii ki ev içerisinde ya da meslek alanlarında da bazı alerjenlerle karşılaşabiliyoruz. Özellikle kedi, köpek beslenen evlerde bu can dostlarımızın ciltlerinden dökülen hücreler söz konusu olabiliyor. Yine en çok alerjide etken olan ev tozu akarlarıdır. Aslında bunlar gözle görülmeyen canlılardır. Aynı şekilde rutubetli ortamlarda (ev ve iş yerlerinde) küf mantarları olabilir. Bunlar bizim daha çok karşılaştığımız solunumsal alerjenler olarak nitelendirilirler.
Meslek olarak da özel meslek kollarında çevresel faktörler, alerjenler söz konusu olabiliyor. Mesela, kimya sanayi ya da sağlık alanında çalışanlarda lateks alerjisi olabilir, ama onlar daha çok cilt teması ile ortaya çıkan alerjenlerdir. Bazen evlerdeki ya da iş yerlerindeki hamam böceği bile bir alerjen olarak karşımıza çıkabilmektedir. Ev tozu, solunumsal alerjenler içerisinde daha çok karşımıza çıkandır.
Astım toplumda çok sık görülen bir hastalıktır. Alerjik olabileceği gibi olmama olasılığı da söz konusudur. Özellikle ailesinde alerji öyküsü olan kişilerde, alerjik astım da daha çok görülebilmektedir. Kronik bir nefes darlığı, öksürük, balgam çıkarma özellikle parfüm, dezenfektan, temizlik malzemeleri, boya bazı gibi bazı kokulara karşı duyarlılık söz konusu olabilmektedir. Söz ettiğimiz bazı solunumsal alerjenlere karşı bu hastalarda duyarlılık söz konusu olabilmektedir. Astım denildiğinde her zaman çok ciddi klinik ağır tablolarla karşılaşılmamaktadır. Bazen de özellikle 3 ayı aşkın kronik öksürük şikâyeti ile hastalar doktorlara başvurabilmektedirler.
Astım bulguları mevsimsel özellikler taşıyabilmektedirler. Bahar aylarında, mart ayından itibaren mevsimsel alerjik astımlı hastalarda öksürükte, nefes darlığında ve balgam çıkartmada artış olabilmektedir ama bu özellikler bazı hastalarda sonbaharda da görülebilmektedir. Genellikle hastalar yaz mevsiminde daha iyi olduklarından söz etmektedirler ancak yıl boyu da tabii ki bu semptomları gösteren hastalar vardır.
Aile öyküsünün olması, yani atopik denilen alerji yatkınlığının olması, saman nezlesi öyküsünün olması, reflü denilen mide asidinin yemek borusuna veya ağıza kaçması oluşturduğu bir tablonun ortaya çıkması, midede ekşime, yanma, hazımsızlık şikâyetlerinin hepsi aslında astımı işaret eden bulgulardır. Ancak çok daha ciddi tablolarla karşılaşmak da mümkündür. Özellikle hafiften çok ağır astıma kadar farklı bir spektrum içerisinde astımlı hastalar görülebilmektedir. Alerjisi olan hastalarda, alerjen ile temas sonrasında bu tip şikâyetlerin daha fazla ortaya çıktığı görülmektedir. Özellikle öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri olan kişilerin astım ön tanısıyla bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmasını tavsiye etmek doğru bir adımdır.
Alerjik hastalıklar ve alerjik astım giderek tüm dünyada artış göstermektedir. Küresel ısınma, polenlerin sıcak havada daha fazla bulunması ve kişilerin buna maruz kalması bu tip hastalıkların artışına neden olmaktadır. Son yıllarda, özellikle pandeminin de etkisi nedeniyle kırsal kesime taşınan ve oradaki köysel yaşantıyı seçen kişilerde de alerjik astım bu çevresel maruziyetten dolayı daha çok görülmektedir.
Bu hastalarda öksürük, balgam, hırıltı ve eşlik eden sinüzit, reflü durumları hatta uyku apnesi birlikte çok sık görülmektedir. Kadınlarda menopoz sonrasında kilo alınması ile beraber yine geç başlangıçlı astım, kilo (obezite) ile ilişkili astım da çok sık görülmektedir.
Astım aslında çok çeşitli şekillerde karşılan bir hastalıktır ve hastalık klasik formunu artık kaybetmiştir. Mesela; alerji durumu bir türlü tespit edilemeyen 20 yaşında bir hastanın yapılan uzun değerlendirmelerinde bu kişinin oyuncak bir ayısına sarılarak yattığı öğrenilmiştir. Bu durum 20 yaşında beklenen bir şey olmamakla beraber hala onunla birlikte yattığı için aslında ev tozu akarına, o oyuncaktan maruz kaldığı da tespit edilmiştir. Dolayısıyla alerjide ilginç hikâyeler, ilginç alerji nedenlerini barındırmaktadır.
Astım tanısı koyulduğu zaman klinik bulgular çok önemlidir. Astım tanısında hastanın öyküsünü çok detaylı almak çok önemlidir. Çünkü tanı tamamen alınan detaylara ve kişisel bulgulara dayanmaktadır. Solunum fonksiyon testinde tanı koyulabilmektedir ama öykü hekimlere çok daha yol gösterici olmaktadır. Hastaların akciğer filminde herhangi bir özellik görülmeyebiliyor. Hastanın hırıltılı solunumunu muayenede işitmek mümkündür ya da muayene tamamen normal olabilmektedir.
Astım tanısını hekim, göğüs hastalıkları uzmanları ya da ilgili branş hekimleri düşündüğü zaman, astım tedavisine geçebilmek için basamak tedavisi uygulama yöntemleri söz konusudur. Bu tedaviye karar vermek içinde astımın alerjik, kısmen alerjik, alerji dışı olup-olmadığını tespit etmek gerekiyor.
Astımda temel tedavi, nefes açıcı ve oradaki yangıyı kontrol edici ilaçlardır. Özellikle astımda iltihap değil ama bir yangı söz konusudur. Bazı hücreler orada etkilendiği için temel olarak bu yangıyı tedavi etmek gerekir ve aynı zamanda beraberinde nefes açıcı ilaçları kullanmak gerekmektedir. Hafif astımdan, ağır astıma kadar değişen, 4-5 basamaktan oluşan bir tedavi şeması vardır. Nefes açıcı ve yangıyı kontrol edici ilaçlar da tedavide gündeme gelmektedir. Hala yakınmaları devam eden, alerjisi çok yüksek hastalarda da biyolojik ilaç adı verilen, astımın aşı tedavisi de söz konusu olabilmektedir.
Sadece alerjinin tedavi edilmesi burada yeterli değildir. Aynı zamanda mutlaka astımın temel tedavisini de uygulamak gerekmektedir. Özellikle alerjisi çok belirgin olan birden fazla alerjene karşı duyarlılığı olan hastalarda biyolojik ajan aşı tedavisi de söz konusu olabilmektedir ve bunlar pahalı tedavi yöntemleridir. O yüzden çok uygun ve gerçekten uygun hastalarda bu tedavileri uygulamak gerekmektedir. Bunlar alerjinin kan dolaşımında mevcut olan hücrelerini ve bazı proteinlerini, bazı maddeleri bloke eden ajanlardır ve uzun süreli bir tedavidir. Bu tedaviler yaklaşık 5 yıla kadar uzayabilmektedir. Alerji ve immünoloji ile uğraşan tıp bilimciler bu tedaviyi biraz daha ön planda yürütmektedirler ve bu konuda iş birliği içerisindeler. O yüzden de mutlaka beraber değerlendirme yapmak gerekmektedir. Bu tedavilerde yanıtlar gerçekten çok iyi düzeyde gerçekleşebilmektedir. Özellikle doğru hastanın tespit edilip, doğru tedavinin verilmesiyle çok yüz güldürücü sonuçlarla karşılaşmak mümkündür.
Bu konuda çok detay var ama astım tedavisi ve alerji tedavisi beraber yürütülmesi gereken bir tedavidir. Sadece alerjinin tedavi edilmesi, astım tedavisi anlamına gelmemektedir. O yüzden bilim insanları ile bu işbirliği devam edecektir. Hem astımı tedavi etmek gerekir, hem de alerjiyi mümkün olduğunca ortadan kaldırmaya çalışmak gerekir.