Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Psikiyatri AD Öğretim Üyesi
Örneğin, temporal lob kaynaklı epilepsilerde algı bozukluklarının gözlenmesi gibi. Nöbet sonrasında ise özellikle büyük nöbetlerden sonra bir kafa karışıklığı, psikoz benzeri bir tablo ortaya çıkabilmektedir. Nöbet aktivitesinden bağımsız olarak epilepsi hastalarına genel psikiyatrik rahatsızlıkların yüksek oranda eşlik ettiğini söylemek mümkündür. En sıklıkla depresyon ve kaygı bozuklukları görülmektedir. Psikoz riski de bu hastalarda daha fazladır.

Burada vurgulanması gereken ve bize tedavi ile ilgili ipucu veren, etkin bir antiepileptik tedavi uygulandığında kişinin nöbetleri kontrol altına alınabilirse eşlik eden diğer rahatsızlıklar da yüksek oranlarda düşürülebilmektedir. Fakat tedaviye dirençli bir hasta söz konusu ise psikiyatrik belirtiler de yüksek oranlara ulaşmaktadır. Epilepside psikiyatrik belirtiler hastanın yaşam kalitesini etkileyen en önemli faktörler arasında yer almaktadır ve psikiyatrik belirtileri etkili bir şekilde tedavi etmek gerekmektedir. Ama bu tedaviyi hastalığın özelliği gereği kişisel olarak planlamak gerekmektedir. Psikiyatristler bu amaçla epilepsi tedavisi yanında uygun psikiyatrik ilaçları da kullanmaktadırlar ve gerektiğinde de psikoterapiden yararlanmaktadırlar.
Bazı epileptik nöbetlerde nörolojik belirtiler daha silik olabilmektedir ve ön planda davranış değişiklikleri ile psikiyatrik belirtiler olabilmektedir. Örneğin, frontal loblardan köken alan bazı nöbetlerde tuhaf denilebilecek davranış değişiklikleri olabilmektedir ve yanlışlıkla bu tip hastalar psikolojik olarak yorumlanmaktadır. Yani burada epileptik bir nöbet söz konusu iken psikolojik bir hastalık sanılabilmektedir ve kişinin yanlış tanısı ile yanlış tedavi süreci olabilmektedir. Bunun aksi de olabilir, tamamen psikolojik sebeplere bağlı nöbetler tipik bir epileptik nöbeti andırabilmektedir ve bu durumları ayırt etmek oldukça zor olabilmektedir. İşin daha da zor yanı epilepsi hastalarının önemli bir kısmında da ek olarak psikojen nöbetler gözlenebilmektedir. Ve her iki durumun tedavisi büyük farklılık gösterdiğinden psikojen ve epileptik nöbet ayrımının iyi yapılması gerekmektedir. Bu nedenle bulguları ve belirtileri her seferinde titizlikle değerlendirmek gerekmektedir. Uyku bozuklukları da nöbetlerle karışabilir. Gerektiğinde psikiyatri ve nöroloji uzman doktorları başta olmak üzere klinik uygulamalarda multidisipliner hekim anlayışı içinde sorunu benimsemenin önemli olduğu unutulmamalıdır.

Son araştırmalar kronik stresin önemli bir tetikleyici olabileceğini göstermektedir. Stresin etkisi iki yönlüdür, hem stres kendisi fizyolojik etkiler oluşturarak doğrudan hastalığı ve kişinin sağlığını etkilemektedir, hem de depresyon kaygı bozuklukları üzerinden dolaylı etki yaratabilmektedir. Epilepsiye eşlik eden psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisi de çok önemlidir. Stres modern yaşamın bir parçasıdır. Stres herkes için yaşamda azaltılması gereken bir sorundur ve stresle başa çıkmayı herkes öğrenmeli, stresle mücadele için çaba sarf edilmelidir. Bu mücadele için kişiler kendilerine zaman ayırmalıdır, düzenli spor yapmak, yoga, gevşeme egzersizleri gibi etkinlikler stresin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Epilepsi kronik bir rahatsızlıktır ve belirtilerinin gizlenebilmesi mümkün değildir. Çünkü ne zaman, nerede olacağı belli olmayan, önlenemeyen nöbetler söz konusudur. Ve bu durum sosyal açıdan sorunlara sebep olabilmektedir. Hatta bazı kültürlerde hastalık akıl hastalığı olarak görülmektedir. Önemli bir husus olarak da epilepsi hastaları toplumda damgalanmaya ve ayrımcılığa maruz kalabilmektedirler. Epilepsi tedavisi çok iyi gitse bile önemli psikososyal sorunları gözlemek mümkündür. Maddi konular, iş sorunları, evlilik gibi sosyal açıdan önemli konularda gereğinden fazla kaygı yaşanabilmektedir. Dolayısıyla epilepsi hastalığı birçok sosyal sorunu da içermektedir. Bu sorunları en aza indirmek için hasta ile birlikte aileyi, çevresini bilgilendirmek psikiyatri alanın bir parçasıdır.